yunus emrenin edebi kişiliği

Sponsorlu bağlantılar
Sponsorlu bağlantılar

Yunus Emre’nin Fikrî ve Edebî Şahsiyeti (Edebi Kişiliği)
Yunus Emre, halk diliyle tasavvuf edebiyatının en büyük şairidir. Daha Orta Asya asırlarında Ahmed Yesevi ile başlayan halk tasavvuf şiiri; Türkistan, horasan ve Anadolu’da yüz yılı aşan bir işleniş çağından sonra, en üstün seviyesine Yunus Emre’de varmıştır. Yunus’un duygu ve düşünce alemini hazırlayan kültürün kaynağında İslam İmanı vardır. Bu iman, dünyanın üç kıtasında tecrübe görmüş ve her yeni nesle zeka ve irfan mirasları bırakmış bir milletin bağrında, kendi öz çevresini bulmuştur. Yunus’un bilgi ve düşünce aleminde, önce bu uzun, sabırlı ve sayısız hayat tecrübelerinden doğan irfan ışıldar. Onun yaradılış, varlık, yokluk, aşk ve Allah hakkında duygulu ve hummalı zihin yoruşları vardır ki aynı irfan kaynağından beslenir.

Yunus, insan olan herkese karşı; fakir, zengin, Hıristiyan ve Müslüman ayrımı yapmayan, engin sevgiyle bağlıdır. Ondaki insan sevgisi, insan’da Allah’tan bir parça, ondan gelip bedenlenmiş bir cevher bulunduğunu bilmesindendir. Yunus, işte bu parçanın bütününe yani Allah’a aşıktır. O’nu gönlünde bilmenin heyecanıyla vurgundur. Bu heyecanı, Musa Peygamber’in konuştuğu çoban kadar saf bir gönülle duyar; aynı saflıkla söyler. Yeryüzünde bir ömür boyu vatanından uzak kalmış bir insan hüznüyle Yunus’un Allah diyarına karşı sonsuz hasret duyması da bundandır. Yunus, ömrü boyunca böyle bir nostaljinin hummalarıyla yanmış, şiirlerine bu hummanın hareketini vermiştir.

Nihayet, bütün bu iç ve kafa hareketleriyle olgunlaşıp derinleşen, bazen coşkun, bazen rind ve her haliyle cana yakın bir derviş… Yunus Emre’nin şiirlerinden ve halk içine yayılan menkıbelerinden yükselerek yedi asır ötede canlanan simasını belli başlı çizgileri bunlardır. Yunus; duymuş, düşünmüş, inanmış ve bütün bu duyuş, düşünüş ve inanışlarını büyük bir sadelik ve kolaylıkla şiirleştirmeye muvaffak olmuştur. İslami taassubun, üzerinde durmaktan çekindiği birçok iman meseleleri ile cennet, cehennem, sırat ve benzeri gibi kavramlar, onun en zeki ve en hür düşüncelerine mevzu olmuştur. Şiirleri, eskilerin, sehl-i mümteni dedikleri, her dilin söyleyemeyeceği bir açıklık ve kolaylıkla terennüm edilmiştir.

Sponsorlu bağlantılar
Sponsorlu bağlantılar

Yorum Yapın

Lütfen Kelimeleri Uzatmayınız. Aksi Takdirde Mesajınız Onaylanmaz