Muhtarlıklar Kalkacak Mı

Sponsorlu bağlantılar
Sponsorlu bağlantılar

Kent ve kasabalarda mahallenin adeta ‘patronu’ olan muhtarlara kötü haber var.
Hükümet, artık çok fazla işlevi kalmadığını düşündüğü muhtarlık sistemine son verecek çalışma yürütüyor.
Yapılan çalışmaya göre, belediye sınırları içinde kalan mahallelerde muhtarlık olmayacak. Muhtarların yaptığı nüfus, seçim ve ikametgâhla ilgili işleri kaymakamlık ve belediyeler yürütecek.
Buna karşın köy muhtarları ise yerini daha güçlendirilmiş şekilde koruyacak. Köy muhtarlarının yetkilerinin arttırılması, özlük haklarının da iyiliştirilmesine kesin gözüyle bakılıyor. Yasal düzenleme bu dönem çıksa bile uygulama gelecek seçimden sonra yürürlüğe girecek. Muhtarlar görev sürelerini tamamlayacaklar.
Muhtarlık sisteminin değişmesinden 17 bin muhtar etkilenmiş olacak. Muhtar Dernekleri Federasyonu’nun verilerine göre, Türkiye’de 36 bin köy, 17 bin mahalle muhtarı bulunuyor. Muhtarlar belediye başkanlarıyla aynı anda ve aynı süreyle 5 yıllığına seçiliyor. Mahalle muhtarları bölgesinde ikamet edenlerin nüfus, yer değiştirme, seçim gibi işlerine bakıyor.
Köy muhtarlarının görev kapsamı ise daha geniş. Köy muhtarları, devlet ile köylü arasında köprü görevi üstleniyor. Okuldan askerliğe ve evliliğe kadar bir dizi iş için muhtarlığın onayı gerekiyor.Muhtarlar, 1977 yılından bu yana bütçeye konan ödenekten maaşlarını alıyor.
Radikal 11 Nisan 2012

Sponsorlu bağlantılar
Sponsorlu bağlantılar

9 Comments on Muhtarlıklar Kalkacak Mı

  1. Şenay ÇOBANOĞLU // 27 Şubat 2013 at 10:31 // Cevapla

    PANKOBİRLİĞİN KURUCUSU, DR RECEP KONU’ĞUN ALTINDA İMZASI OLAN ESERLERİNİ, DÜNYADA SANSASYON YARATIRKEN, BİZ BU GİŞİMCİMİZİN NE KENDİSİNDEN, NEDE ESERLERİNDEN BİR MALUMATIMIZ VAR.ÇOK GARİP DEĞİLMİ,KIYMETLİ OKUYUCULARIM:
    Evet, bu gün dünya ülkelerinin ileri konumdaki, liderleri bu dahi hakkında bilgi edinmek için, kimi bu Recep konuğu ülkesine davet ediyor, kimi ise, bu zatın kedisiyle görüşmek için randevu talep etmektedir. Çünkü ülkemizdeki bu dev projelerin mimarı olan Recep beyle, yüz yüze gelmelerini, içinde onu huzursuz eden o nükte olan o merakının cevabını yüz yüze gelerek sabırsızlıkla onun dudaklarından çıkan cevabı almak için bu görüşmeyi yapmak istiyordu. Bu hususa vakıf olmaları için, ülkemize en üst düzeyde eğitim danışmanlarıyla veya bir zat kendileri Türkiye’ye gönderdikleri heyetin başına başkanlık yaparak, ülkemizdeki bu dahi ve altına imza attığı bu devrim niteliğindeki, bu girişimci ve yatırımcı olan Recep konuk beyle bir an önce sabırsızlıkla yapacağı görüşmelerini sağlıklı bir şekilde yerinde gerçekleştirmek.
    Recep beyi ülkesinin insanlarının çoğu bilmezken, yabancı basın ve o ülkelerin başkanları onu görmek için can atıyordu Recep beyin ülkemize gerçekleştirdikleri birçok tesisleri, o batıların düşündükleri hayalleri bile yetişmezken, biz bu girişimcimizi gerçek anlamıyla tanımıyoruz ve onun bu yaptıklarından habersiz kalışımız, basınımızın da gereksiz konuları manşetine taşıdığı halde, oda yeterince Dr Recep beyi bu milletimize tanımakta yeterince çaba göstermediğini görüyoruz. Beyler milliyetçilik ve vatan severlik kuru ,kuru yapılmaz.Vatan sever ve milliyetçilik ülkesine ve ülke insanına sahip çıkmaktır.Yoksa vatan ve millet için yapılan o sevgi hususu bir teferruattan başka bir şeye yaramaz.Bazı insanlarımız bizim bu değerlerimizi kendilerinin çıkarı için kullanırken,Recep bey bu değerleri yaşadığı için,ülkesinin beli bucaklarında fabrika bacalarından tüttürdüğü ateşle,ülkesinin ve halkının yanında gözükmek gerçekten gözükmek istiyor.İşte gerçek sevgi budur,diğeri bana göre fasa fiso sanırım.
    Çünkü o batılıların tasavvur edemeyecekleri, projelere ülkemizdeki bu dahi ve kahraman olan Recep bey, bir bir planladığı gibi, ülkemizin tarıma elverişsiz olan yerlerinde bu fabrikaların bacalarını tüttürüyordu. Çevreciliğe de çok önem veriyordu, fabrikanın hiçbir artığını dışarıya atmadan tümünü değerlendiriyordu. O çevreye diktiği bir çok ağaç türleriyle o bölgenin iklimin değişliğine bile yardımcı oluyordu bu husus da çok duyarlı davranıyordu..O fabrika yapılan yerlerin çevresindeki köylerin bilinçli tarımcılık ve hayvancılık yapmalarına da, bilgi ve tecrübeli ekibiyle katkı sağlıyordu. Şimdiye kadar çiftçilerimizin körü körüne yaptıkları o zahmetli tarım ve hayvancılık alışkanlıklarından Recep beyin tecrübeli ve bilgili, ekibinin bilgi ışığı etrafında, bu eski alışkanlıklarını değiştiriyordu. Çifçinin yüzü gülüyordu, çünkü yanında onu mötofiye edecek ve güvenecek bir vardı. Bundan sonra tarlasından bol verim alacağını ve kendisine güven güveniyordu.
    Kısacası çiftçimizi yalnız bırakmayarak, her zaman çiftçimizin yanında maddi ve manevi olarak onların yanında olduklarını çiftçimize desteklerini sürdürüyordu.
    Ülkesinin çiftçilerini hayvancılık ve tarımcılık alanında, teknolojinin en modern aletleriyle ve zirai araçlarıyla buluşturularak. Kısa zamanda üreticilerinin ektiği ekinden daha çok verim sağlamasına öncülük etmektedir.
    Çünkü dünya ve Avrupalı bu Türk mucidin projeleri karşısında, şaşa kalmış ve dillerini yutmuşlardı. Türkler böyle projeler ortaya koyamaz düşüncesindeydiler. Türkler bu sanayi için hiçbir konumuyla hazır değiller. Çünkü bu projelerin hayata girmesi ve bir kısa süre içersinde gerçekleşmesi, batılıların düşüncesiyle olamazdı. Çünkü Türk milletinde bu husus da,yetişmiş kaliteli ve bilgili girişimcilerin ve yatırımcıların olmadıklarını kendilerince ikna olmamışlardı,eski görüş ve düşüncelerine inanıyorlardı..
    Batılılar çünkü geçmişten gelen, bir bilgi kirliliğinden oluşan, (Su akar Türk bakar.) Zihniyetini, bu Anadolulun bağrından yükselen, İnancından ve kültüründen taviz vermeyen, Dr Recep konuk bey, bilgili ve tecrübeli ekibiyle bozmuştu. Çünkü batılılar bu gördüklerine inanamıyorlardı, bu bir rüya olmalıdır diye, kendi kendilerini teselli etmeğe çalışıyorlardı. Gördükleri rüyanın kaos olduğuna kendilerini ne kadar ikna etseler bile, gerçekler karartılmadığına göre, bu Recep beyin bu eserlerini gördüklerine inanacaklardı, çünkü başka kaçacak yolları yoktu.
    Hâlbuki ülkemizde, batılıların tasavvur edilmeyecek konumda projeler bir, bir gerçeğe dönüşüyordu.
    Bu devrim niteliğindeki bu projeler, bu Recep beyin kurduğu beyin takımıyla birlikte, bu projelerin gerçekleştirmesine, bilgi ve tecrübeleriyle katkı sağlayan, bu yol arkadaşlarıyla, ülkemizin değişik il ve ilçelerinde, kurdukları ve altına imza attıkları, bu esrelerle bir arda bu yolda yürümüş olmaları ve bu pankobirlik şemsiyesi altında toplanmışlardı.
    Hedefleri ve misyonları bir çiftçimizin yüzünü güldürmek, iki ülkemizin dışarıdan çoğu ithal ettikleri ürünlerin bertaraf edip, bu ürünleri kendi ülkemizde kendi katkılarımızla üretip, ülkemizin bu ithaline bir gem vurmaktı. Bunda da zaman içersinde, zaman ilerledikçe başarı, başarı üstüne sağladıklarını gördük.
    Recep bey ve ekibi, batılıların hayal bile edemedikleri projeleri, büyük yatırımlarını Anadolu’nun göbeğindeki, maneviyat ve kültür hazineleriyle dolu olan, Konya ve ilçelerinin geniş topraklarının üzerinde, devasal bu sanayilerini kurmaya çalışıyordu.
    Ülkemizin önce mısır ve ayçiçeği ithalatına gem vurmuştu. Batı panik içersindeydi. Çünkü gıda ihracatının çoğunu, Türkiye gibi bir ülkeye ihraç ediyordu. Bu değerli ülkenin ellerinden uçup gitmesine göz yumamıyorlardı ve buna dur demeleri gerekiyordu. Bu tarım ve hayvancılıkta bu yeni açılımdan hiç ve hiç hoşnut değildiler. Çünkü Türkiye’nin eski geri kalmış konumu, batıların işlerine geliyordu. Bizi yıllarca bu şekilde sömürmeye devam etmişlerdi. Batılılar biz Türklere siz çalışmayın hiçbir şey üretmeyin, biz sizlerin istediğiniz ürünü, sizin emek sarf etmeden maliyetinin altında size sunarız. Bizi yıllarca bu şekilde oyalayarak, tembel ve miskin bir şekilde bırakmışlardı. Üzerimizdeki bu ölü toprağın birileri tarafından silip kendimize gelmemize karşılardılar.
    Geçmiş hürmetlerin basiretsizliği yüzünden, hiçbir ağır sanayi hamlemiz yoktu. Ülke tümüyle dışarıya bağımlı bir duruma gelmiştik. Ülkemizdeki girişimci hususunda yetişmiş insanlarımız, ülkemizde iş bulamadıkları için, başka ülkelere kaçıp, o gittikleri ülkelerde müthiş projelerini gerçekleştirince, o batı ülkelerindeki sanayi hamlesindeki, bu girişimcilerin parlak fikirleriyle, yeni bir ivme kazanmıştı.
    Evet, batılı ülkeler, hem kalitesiz ürünlerini bize rahatlıkla satıyordu, ayrıca insanlarımızı da, kendi ülkelerinde, köle gibi sanayilerinde verdikleri komik ücretle çalıştırıyordu.
    Ülkemizdeki devleti idare edecek, idarecilerimiz bu durum karşısında seyirci kalıyordu ve bu konumdan kurtulmak için hiçbir proje üretemiyordu. Bu idarecilerin bu basiretsizliğinden halkımızın göz bebeği olan, çiftçilerimiz zarar görüyor ve halkımız batının ürettiği kalitesiz ve inancımıza zıt olan ürünlerinden mecbur tüketiyordu.
    Sözde ülkemizi idare edenler tüm zamanlarını biri biriyle kavgayla geçirerek, halkımızın sorunlarıyla ilgilenemiyorlardı. Halkımız tarafından seçilmişlerdi, halka hizmet değil, kendi mal varlığını yükseltmek peşindeydiler. Kendi akraba ve talâkatlarının, geleceğini garanti altına almak için, devletin imkânlarını bu şekilde heba etmekteydiler. Ülke sıkıntıda halk perişan bu konum onları ilgilendirmiyordu.
    Evet, ülkenin bu konumu bu şekilde devam etmesine seyirci kalınmayacaktı. Devleti idare edenler halkını düşülmüyorsa, halk içinden çıkmış kendine güvenen, bilgili ve becerili insanlarla bu ülkemizin talihsiz kaderini değiştirecekti ve ülke insanımızın üzerindeki bu ölü toprak silkinip atılacaktı.
    İşte bunu yapsa, yapsa, oda ana dolumuzun bağrında, kendi inanç ve kültüründen taviz vermeyen, kendi imkânlarıyla sağlıklı bir şekilde ayakları üzerinde durma çalışarak, ilerisini gören, eğitim, sağlık, çevre, spor gibi dallarda toplumumuzun duyarlı olduğu ve ülkemizin geleceğini ilgilendiren konularda gerekli sosyal sorumluluk bilinci ile ülkesindeki girişimcilerine öncülük etmek için bu yolda, Dr Recep bey ve ekibi öncülük edecekti.

    Bu gün pankobirlik ve Konya muhtarlar derneği başkanı Celal DURAN beyin organize ettikleri, muhtarlarımızın büyük iştirakiyle tertip edilen gezide, Recep beyin devrim yapacak bu yatırımları karşısında, gözlerimize inanamadık, altına imza atılacak bu muhteşem eseri yerinde görerek ve oradaki yetkili görevlilerden, o fabrikalar hakkında edinilen bilgiler bizi geçmiş tarihimizdeki misyonu bize tekrar yaşatıyorlardı. Çünkü geçmiş tarihimiz bu gibi yiğitlerin açmış olduğu yollar da, dünya milletlerine insanlık dersi verecek nice parlak devrimlerle süslüydü. Şimdi o günlerin tekrarımı olacak, bunu bu Dr Recep beyin ve ekibinin bu çalışmalarıyla izlemekteyiz. Muhtarlar olarak bu muhteşem tesisleri yerinde izleyerek, muhtar meslektaşlarımızla buradaki faaliyetine şahit oluyorduk. Bu yatırımların karşısında, tüm muhtarlar olarak çok heyecanlı konumlar karşısında ve çok mutluyduk. Bu gezi ziyaretimizin tüm geçireceğim saatlerinin bu mutlu hava içersinde sürmesini diliyorduk. Ve öylede oldu, çünkü bir tesisi ziyaret ederken, diğer başka bir tesisle buluşunca, çok heyecanlıydık, orda ceyran eden faaliyetlerden izlenimlerimizi sürdürürken, Recep beyin ve ekibinin ne kadar akıllınca bir çalışma sürdüklerini bu izlenimlerimiz neticesinde ortaya koyuyordu. Bu müthiş dev statüsündeki tesislerini yerinde izlenimlerimizi sürdürürken onu hep takdirle ve şükranla anmaya başladık.
    Demek ki Türk insanına gerekli olanakla ve imkânlar ayrıca ortamlar sağlanırsa, Recep bey gibi girişimcilerin sayıları arta bilir kanısındayım. Şimdiki devlet idarecilerimiz, geçmişte eski iktidarların basiretsizliğine uğramadan, bu gibi kıymetli yatırımcılarımıza, devlet olarak katkımızı sunmamız lazım. Bunu da yapamıyorsak, onlara gölge olmamaya çalışmayalım. Ülke için heyecan dolu bu yürekleri karşısında, ülkeye hizmet aşkıyla bu çalışanların yoluna engel teşkil edecek hususları kaldıralım. Bu gibi ülkesi için canı feda eden insanlarımızı, korumaya çalışalım, çünkü yabancı devletler bu girişimcilerimizi ortadan kaldırmak için, her acımasız oyunlarını ortaya koymaktadır. Bu yiğitlerin bu yolda heyecanlarını arzu ve isteklerini söndürmek için, her kurumuyla çalışmaya başlamışlardır. Eğer ülkemiz bu altın değerindeki bu insanlar sahiplenmezse, bu yabancı devletler bu girişimlerimizi ne pahasına olsa ülkelerine götürmek için, onlara maddi ve manevi büyük tekliflerde bulunup bu bilgi ve tecrübeli gençlerimizi ülkelerine götürme yolları arayacaklardır. Batılıların bu tezini bozmak için, onların bu husustaki düşüncelerini bertaraf etmek için, Devlet, halk birlikte bu hanin planı bozmak için gücümüzü sarf etmeliyiz.
    Biz muhtarlar, bu ana dolumuzun bağrından çıkan bu yiğide, bu kutsal görevinde başarılar diliyoruz. Allah onun yar ve yardımcısı olsun. Yolun açık olsun Dr Recep KONUK.
    (HALKA HİZMET, HAKKA İZMETİR.)Saygılarımla.
    Musallabağlar Mahalle Muhtarı
    Şenay ÇOBANOĞLU
    27/02/2013

  2. Şenay ÇOBANOĞLU // 12 Ekim 2012 at 15:55 // Cevapla

    BÜYÜK OLALIM, DİRİ OLALIM.
    Kıymetli arkadaşlarım, facebook sayfasına kaydolununca, bu sayfanın büyük şemsiyesi altında, biri birimizi bolca tanımak fırsatı bulduk. Daha önce biri birimizle iletişim kurmak zorunluluğu yaşarken, biri birimizden habersizken, bu iletişim sayesinde, biri birimizin her şeyinden haberdar olduk. Tabi bu duruma en çok biz muhtarlar sevindi ve memnun oldu. Bu iletişim aracı bizlerin aramızdaki uzak olan mesafeyi ortadan kaldırarak, görüntülü olarak her zaman ve her an bizi biri birimize yaklaştırarak ve o arada uzak mesafeyi ortadan kaldırdı. Şimdi bu iletişim cihazını muhtarlar olarak lehimize çevirirken, üzülerek söylemem gerekir ki, aleyhimize dönmeye istemeyerek de olsa, çevirdiğine şahit oluyoruz ve bu olumsuz ve arzulamadığımız bu durum biz muhtarların ekserisini üzmektedir. Değerli ve kıymetli dostlarım ve dava arkadaşlarım. Bizler ülkemizin her ücra köşelerinde, bir yelpaze gibi dağılmış, büyük sıkıntılar içinde hem halkımıza hem de devletimize büyük bir hizmet vermekteyiz. Gelen her iktidar elimizden yetkilerimizi almış, bunun üzerinde biz muhtarlara sorumluk üstüne birçok sorumluk yüklemişlerdir. Kamuoyunda yeterince muhtarlar olarak sesimizi istediğimiz şekilde gür çıkaramıyoruz. Gelen hükümetlerin muhtarlara bir şey vermediği bir tarafta dursun, onların şamar çocuğu gibi, her istedikleri gibi bizimle oynuyorlar ve bizleri oyalıyorlar. Bunun yanında, muhtarlıklarla uzaktan yakından vakıf olmayanların, kurdukları yuvarlak masasında muhtarlıkların bu hassa durumu görüşülmektedir. Anlıyacağınız muhtarlıklar acemi cerrahların elinde, bir ileri bir geri çekilerek, muhtarlıkların nefes almamaları için, oksijen tüpünü takılmıyorlar, kendi kaderine sahipsiz bırakarak, ameliyat masasında uzun zamandır yaşamasına terk ederek, bekletiliyor. Bu muhtarlıkların daha işlevsiz ve sorunlu bir hale koyup, böylece bu kurumu sona erdirmek niyetlerindeler. Ama bunun yerine koyacak veya bu sorumluğu devletimizin hangi kurumu yükleneceği de, belli değildir. Biz muhtarlar işte böyle bir hassa durumda, birleşmemiz gerekirken. Bizler ne yapıyoruz, bu durumu sizin takdirlerinize havale ediyorum. Trajedi halimize gülüyoruz, değil mi. Biz neyin derdine düşmüşüzdür, sanki bu kurumun, hayal olan büyük bir miras ve mal varlığı varmış gibi, bunu paylaşımda, kendi kendimize bir fındıkkabuğunu doldurmayan, gereksiz hamasetimiz yüzünden, biri birimizi kırmaya çalışıyoruz. Beyler doğmayan çocuğa sizin bu halinizle don biçmeye benzer bir tavrınız var.Bu gün muhtarlıklar kaldırması için,mecliste bir sürü tezgah hazırlanırken,biz muhtarlar bu hassas durumda biri birimize kenetleşmek durumu hasıl olmuşken.Bizler gereksiz egolarımızın kurbanı olarak,bölüp ve parçalanıyoruz.Bu gün ,bu büyük camia da halimiz budur.İster bu tabloyu beğenin ve beğenmeyin ,muhtarlarımızın durumu bu.Sanırım bu muhtarın bu günkü sergilediğim bu konumu beğenmişsiniz.Halimize ağlayacağımıza,bazılarımız bu duruma gülüyor ve seyirci kalmaktadır.
    Biz muhtarlar ne yapıyoruz, bu duruma seyircimi kalalım. Beyler kendimize gelelim. Biri birimizle gereksiz polemiklerden uzak durarak, biri birimizi gereksiz yere kırmayalım. Durumumuz çok vahim, bu gün tüm muhtarların bir araya gelme günüdür. Bizler biri birimize ne kadar sarılırsak ve kenetleşirsek, gücümüz o kadar büyür ve kamuoyunda sesimiz deha da gür ve yüksek çıkar. Bizler biri birimizden koparsak, kamuoyunda sesimiz kısık çıkar ve bizi kimse dinlemez ve o sıkıntılarımızla daha nice uzun bir zaman devam eder. Bu lakayt durumumuzla, hiçbir muhtarlık sorunumuzu çözmek yerine, muhtarlık sorunlarımızı kat, kat artırmış oluruz. Lütfen kıymetli dava arkadaşlarım, nezrimizde hepiniz dalınızda maharetli ve kıymetli birisiniz, sizin bu durumunuza her zaman saygı duyuyoruz. Yanalız bu ağır taşıyıp üslenen bir baba yiğide ihtiyaç vardır. Bu şahısta bu muhtarlık konumunu iyi bilen, ağzı laf yapan, üst idarecilerle iyi koordine kuran, bilgi birikimli bir şâhısa ihtiyaç vardır. Sağ olsun şu an muhtarları temsil etmek için, biri federasyon ve diğeri konfederasyon başkanı olarak ortaya çıkmış iki değerli kardeşimiz var. Muhtarların bu sorunlarını bizler çözeriz diye yola çıkmışlardır. Bu iki başkanı gönülden kutluyorum, çünkü yapacakları çalışmalar tüm muhtarlarımızın sıkıntılarını çözmek için yola çıkmışlardır.
    Yalnız çoğu muhtar arkadaşlarımız bu iki başlılıktan rahatsız. Bu rahatsızlığı ortadan kaldırmakta, bu iki başkanımıza düşmektedir. Biri birini kapısını beklemeden, iki başkan bu muhtarın bu hassa durumunu göz ardı etmeden, başkanlardan birleri bir cesaret örneğini ortaya koyarak, kendi kurduğu ekibiyle, diğer başkanımızın çay içme bahanesiyle, bu durumu kendi aralarında, medeni bir şekilde halledebilirler. Bu başkanlık postu hiçbir kimseye baki kalmamıştır ki, onlarda kalsın. Bu yüzden, bu gün muhtarların birlik ve beraber günüdür. Bunu göz ardı yapamayız ve bu hassa durumu, kendi egolarımıza kurban edemeyiz. Dava tümümüz davasıdır. Dert hepimizin derdi dır. Bunu çözmekte hepimizin biri birimize destek vererek ve elimizi taşın altına koyarak, ortak bir akılla çözmeliyiz. Çünkü yarın bu sorunu çözmek istesek bile ne zamanım olabilir ne de konumumuz uyabilir, geç kalmış olabiliriz. İş işten geçmeden, bu ağır yükü, üstlenen kardeşimiz, tüm muhtarların mutabık olduğu bir başkanın üstlenmesini, tüm muhtarlar olarak çok arzuluyoruz ve istiyoruz. Böylece bu iki başlılıkta son bulmuş olur.
    Temenni ederim, bu iki başkan bazı egolarını bir yana bırakarak, bir araya gelip bu hususta hayırlı bir adım atarlar. Çünkü zamanımız kısıtlı, şu an mecliste muhtarlarla ilgili konular konuşulurken, bizler ne ile uğraşıyor, buda hiç iç açıcı değil muhtarlar için. Lütfen kıymetli başkanlarım, daha fazla muhtarlarımızı bu konuda üzmeyelim. Onların istedikleri daha güçlü bir sesle, kamuoyunda yerimizi almak istiyoruz. Bu elli üç bin farklı düşünce ve görüş ayrıca sesi olanları bir potaya koyarak, ileriye bakmak istiyoruz. Mutabık bir ortam içinde bir araya gelip, bu farklılıklara ve bu iki başlığa, bir son vermenizi gönülden temenni ediyoruz. Hepinizi içten seviyoruz. Saygılarımı sunuyorum. Allah yar ve yardımız olsun. Bu günkü cumanız mübarek olsun. Muhtarlarımıza hayırlar getirsin. Muhtarlarımızın aralarındaki bu soğukluğa son vermesi için, bu mübarek gün vesile olsun.
    Ş.ÇOBANOĞLU
    12/10/2012

  3. mahalle muhtarları kaldırılmalı onlara verilen maaş ile her ay bir hastane okul cami vs. işler yapılabilir.köy muhtarları hariç

  4. nedim duran // 08 Haziran 2012 at 20:16 // Cevapla

    Muhtarların kaldırılması mümkün değil hele hele köy muhtarının kaldırılması mümkün değil devlet böyle hamal nereden bulacak ben bir muhtar olarak 380 lira civarında maaş alıyorum bağkur yok sigorta yok muhtarlığın elektrik parası telefon parası internet parasışehre git gel parası bir araba sattım bir makina sattım seçime kadar inşallah ölmeyiz acımızdan şimdi birde postacı olduk köye Bir millet vekilide seçiliyor bir muhtarda seçiliyor ikiside aynı ama birde maaşa bakın sosyal haklara bakın ne kadar birbirine yakın değilmi arkadaşlar adaletli dağılım buna derler.İkinci defa aday olanlara şaşarım

  5. hasan kara // 17 Mayıs 2012 at 05:44 // Cevapla

    bence mahalle muhtarlıkları kaldırılmalı ama adres bakımından mahalle sistemi devam etmeli her belediyenin bünyesinde mahalle masaları oluşturulmalı ve mahalle kurmak ve sınırlarını tespit etmek belediyenin yetkisinde olmalı. Mahalle muhtarlıkları kaldırıldıktan sonra köylerde merkez köy sistemine geçilerek 5 km çapında köyler bir merkezden yönetilmeli ve köy muhtar maaşlarının iyileytirilmesi gerektiğini düşünüyorum. saygılar

  6. orhan gören // 10 Mayıs 2012 at 15:58 // Cevapla

    zamanın birinde chp izmir kadın koları olacakdı herhalde secim öncesi bişe demişdi.’ biz muhtarlarla diyaloglara giremiyoruz secim kazanmak icin muhtarları ele gecirmek lazım.chp bunu 50 yıl sonra farketi.akp ise hemen.ama bu güc herhalde onlara şimartıki gücüvereni ortadan kalrımak isdiyorlar.unutmayın bu gücü veren halk.nasil veriyorsa almasınıda bilir.gücü paylaşamyan iktidar her zmana yok olmaya mahkumdur.saygılarımla.

  7. cavit ergün // 10 Mayıs 2012 at 08:48 // Cevapla

    bence muhtarlığın kalkması doğru deyil çünkümuhtar halkla devlet arasında bir köprüdürmuhtarın işi ne belediye başkanı nede vekil yapabilir örnek verebilirim komşumun tavukları bahçeme girdi komşular bize çöp attlar aile arası kavğa sokaktaki lambalar bozuk elektrik arzası bunlar muhtarlığın kontrolüaltındadır bunlarla ne başkan nede vekil yapabilir çünkü zamanları yoktur

  8. orhan gören // 28 Nisan 2012 at 17:30 // Cevapla

    siyasetcilerimiz bu ülke insanalrından bürokrasiyi kaldırmak icin yönetimi yerele yaymak icin oy isdediler.aldılarda şimdi bun unla beraber yetkileri b ir yere toplamak isdiyorlar.bune perhis bune lahana turşusu?.adalet sisteminde arabulucu sistemi yabmak isdiyorlar.ülkenin en köklü yöneticilik ve bu görevi en güzel şekilde yaban tek yöneticileri ortadan kaldırmak isddiyorlar.insanoğlu böyledir hep gücü kendinde topladıgı zaman ne deceğini bilmiyor.saygılarımla

  9. yılmaz şen kars // 12 Nisan 2012 at 06:55 // Cevapla

    Seçmeni az olan köylerde cinayetler işleniyor kavgalar oluyor kalabalık ayleler az olan aylelere baskı kuruyor insanların oyunu belirleyip zorla oy alıyorlar baskı altına alıyorlar genelde seçmeni az olan yerlerde oluyor lütfen sesimi gerekli yerlere duyurun

Leave a comment

Your email address will not be published.